-
“ahıra girmeyen bir koçtum. ot buldukça uçtum. anayasada en büyük suçtum.”
“ahıra girmeyen bir koçtum ot buldukça uçtum anayasada en büyük suçtum. geceleri yaşamla ölüm oyunları oynamaya devam ediyorum kanım damarlarımda hayalimdeki çağlayanlar gibi akmakta güzel kızların ağlayarak ilahiler okuduğu gecede yanmakta olan bir hintli cesedi gibiyim.” – kanat güner.. müzik: mor ve ötesi- canlı yayın videoları sonuna kadar izleyebileceğiniz bir gün buyrun gelin. son ricam…
-
yumuşacık, ta ki kemiğe kadar
müzisyen: ahmed malek ev arkadaşım, ahmed malek’in plaklarını almış. tanımıyordum öncesinde. o ilk büyülenme anı çarpıcıydı o yüzden. ahmed malek şarkılarının birçoğunu 1970 ve 80’lerin başında kaydetmiş. cezayir’in en önemli film ve belgesel müzisyenlerindenmiş. dalga dalga melankoli üflüyormuş sahnelere. bazen bir cumartesi sabahı dinlediğin müzik haz gibi balkonda sallanır sağa sola. sokakta çalışan pikap bulmuş…
-
okulu bırakmaya çırılçıplak gidemem
müzik: linkin park- in the end contra’nın ilk videoları geliyor aklıma. bisikletimdeyim, saat sabah 5. arkadaşlarımın evinden uyku tutmadığı için çıktım. gökyüzü hiçbir aceleciliğe kapılmadan pembemsi maviliğe bürünüyordu. yaz sabahını sokakta karşılamak istedim. şafağın henüz aydınlanmakta olan serinliğini solumak, belki tatlı tatlı üşümek, yol boyu ılık fotoğraflar çekmek ve evin balkonunda türk kahvesi içme hayalleriyle…
-
çalışma masası parklara bürününce
müzik: lorde-stoned at the nail salon (…oş’a). bazen çalışma masam hasenheide, bazen nefes aldığım canım parkım çalışma masası oluyor. oradan oraya başka yer yokmuş gibi geçiyor günler. ve aralığında gündüz düşlerine açıyor gül goncası. —– peki şiirli hangi ısırıklar kapıyı aralıyor? hangi ısırıklar şeftali tadında yaklaştırıyor bu serin sıcak iklimleri? bu haz nereden geliyor? Neden…




