Blog Yazıları

  • hard feelings (playlist)

    hard feelings (playlist)

    *kapak görseli: “if not, winter: fragments of sappho”, anne carsonhard feelings– utubehard feelings – apple müzikhard feelings – spotify dokuz senedir görüşmemişlerdi. muhtemeldir, on dokuz sene daha görüşmeyeceklerdi. aralarında bir tür bi’ çekim olan bu iki kadın, uzun süre sonra tekrar buluşmuş ve ayrılmıştı. o geceye dair elimizdeki bu üç beş fotoğraf ve playlist’ten başka…

  • anlat aşko/taslak

  • deleuze ve guattari minör edebiyattan ne anlıyormuş?

    deleuze ve guattari minör edebiyattan ne anlıyormuş?

    müzik: minnet eylemem – selda bağcan tahayyül dahi edemediğim bir imkanın kapısını beraberce araladığımız canım güney’e, bu aforizma, güney’le yaptığımız bir sohbetten;“sanat ne toplum içindirne de sanat için.sanat, beraber yapılan bir faaliyettir.” “minör edebiyat, bazı edebiyatları nitelemekten doğar. büyük, yerleşik denen edebiyatın orta yerinde, her edebiyatın devrimci koşullarını niteler. büyük edebiyat yapılan bir ülkede doğma…

  • a christmas day at my ex wife’s home

    a christmas day at my ex wife’s home

    müzik: tegan & sara – under my control “tanrımsen beni sınarken nelerceben seni sınadım” -gülten akın I. sabah 6.00. hava zifiri karanlık. dışarıda zemheri soğuğu var. hırçın, uslanmaz dalgalar gibi apartman duvarlarını döğüyor. hissediyorum… — canının beş gün boyunca yanmasını kaldıramaz mısın? üst üste beş hayırı peşi sıra dizip tılsımlı bir kolye gibi sesine bu…

  • rosa luxemburg’un sophie liebknecht’e yazdığı mektup (çeviri)

    rosa luxemburg’un sophie liebknecht’e yazdığı mektup (çeviri)

    müzik: grup yorum – uğurlama ingilizce’den çevirisini yaptığım kaynağa şuradan ulaşabilirsiniz: https://www.marxists.org/archive/luxemburg/1917/05/02.htm#body-10 -wronke, 2.5.1917- … geçtiğimiz nisan ayında seni sabah saat onda telefonla arayıp derhal botanik bahçesi’ne gelmeni ve orada adeta bir konser veren bülbülü dinlemeni istemiştim, hatırlıyor musun? sık bir çalılığın içine gizlenmiş, incecik bir derenin yanındaki taşlara oturmuştuk. bülbül sustuğunda, birden “gligligligligliglick!” diye…