bordo kırmızısı bi nokta

müzik: https://refugeworldwide.com/radio/ahmedshk-chased-mon-05-mar-2024

bu müzikler elimden tutuğunda pazar sabah henüz çok erkendi. kalabalığa takılmadan, sokaklar tazeyken bitmiştim botanik bahçesi’nin dibinde. güne umutla bakmanın kıpır kıpır heyecanı vardı. a. ve e.’nin evinden mendilime sardığım naciye kokusuyla çıkmıştım zira. o, ben tüm seraları itinayla gezdikten sonra bahçenin bahçesinde taze bir sigaraya dönüştü. ve yazdım o gün doyasıya. güneş gibi pırıl pırıl bir hisle.

boynumda yeni analog kameram ve beraberindeki kavurucu o ilk iştah.

botanik defterime kamelya, begonvil falan toplamışım. yanına bir gün önce tiergarten parkından çıkardığım tertemiz burnumu yazmışım. adına emperyal başkentte orgazm koymuşum. bu pazar olduğu gibi o pazar da kuş’u yanımda hissetmişim.

içimdeki bir sese, sesten ötesine dönüşebilen o şeye, hani var ya boğazını gıdıklayan ve sadece ‘tüylerinin yönüne okşanınca huzur bulan o şey’e karşı bordo kırmızısı bir nokta lazım bana. bulanınız var mı?

vitrinime koyacağım. o nokta kaybolmasın diye yaz yağmuru kokusuna gizleyeceğim. anahtarsız ama güvende.

geçen, öyle bir noktayı aramaya çıktım hatta. nedense ayaklarım hasenheide’ye yürümüş. bedenim kendini güneşe bırakmış. uzun bir kefiye’ye sarılmak gibi bir his.

bu yaz epilasyona veda ediyorum.

33 derecede dahi gölgelik vardır sağda solda, bisikletin kendine kıvrılan rüzgarında.

bazen umut dediğimiz o tuhaf şey var ya direnmekle alakasını yitiriyor içimde. bir leylak kokusuna pes edebilme gücü var sanki.

ilerisi diye bir şey olmıcak izin verseler. tankı, devleti yanına sokuşturmıcak asla. işte o zaman, bi durabilsen, bi geçirsebilsek o dişlerimizi mermere, serinlik olabilmek için, işte o zaman sadece take me back to cairo…

bordo kırmızısı o nokta yok işte. ama belki benden yok. ayaklarımdan. ayaklarımın beni hasenheide’ye götürmesinden. mutluluğu evlilikte arayan bir alıklıkla arıyorum sanki o bordo noktayı. bugünlerde ‘unreliable narrator’ diyorlar galiba adına.

ya da

ben

belki bilmiyorumdur..

kakuleli bir masal olduğumu.

doğmadan önce 395 yıl çalıştığımı.

kızma ama

laf dinlemem bundan belki.

pürüzsüzce boyun eğmem.

bir gölgelik bulunca çökmem.

belki çoban salata arası ekmekten bu kadar keyif almam.

bibersizini kabul etmemem.

sıcağı da serini de ılıtmam. 

;;;;;;;;;

destansız kalmış bir yorgunluk bizimkisi; ilmek ilmek yıpranmış. 

şeylerin gövdesini duyumsayacağımız burunlardan mahrum. varlığından dahi habersiz. koklamadıkça burnu görmenin ne faydası varmış şaşkınlığı o biçim

burnunuzu sıkıca geçmişe daldırdığınızda hangi kokular geliyor? halı tozu, bozulmuş süt ve eve sinmiş on yıllara sinmiş sigara kokusu…

o yüzden sen de arama noktayı, bugün

bırak kendini müziğe

“last track of this show

maya ongaku

a psychedelic rock band from japan

and this song is melting

so lets melt

Yorum bırakın