müzik: tegan & sara – under my control
“tanrım
sen beni sınarken nelerce
ben seni sınadım”
-gülten akın
I.

sabah 6.00. hava zifiri karanlık. dışarıda zemheri soğuğu var. hırçın, uslanmaz dalgalar gibi apartman duvarlarını döğüyor. hissediyorum…
—

canının beş gün boyunca yanmasını kaldıramaz mısın? üst üste beş hayırı peşi sıra dizip tılsımlı bir kolye gibi sesine bu dünyada yer açamaz mısın? bu korku, saplantı, arzu ne diye? yapabilirsin. beş hayır, beş gün…
—

ahh o dalgalar…
tuzlu tatlarında enginlik hissini taşıyan mucizevi şeyler…
tüm gece rüyalarımda istanbul’u gördüm. önceki gün terapistime dönmeyi istemediğimi ama olur da bir sebepten dönmek zorunda kalırsam korkmamam gerektiğini söyledim. sevdamızın ve kavgamızın şehri… benim kavgam türkçe’de, derdim türkçe’de, mücadelem orada… dostlarım orada. mı?
—

boşlamayı bırakıp, kalkıyorum. bi kahve pişiyorum. masaya geçince ilk iş tütün sarmak oluyor. çalışmaya başlıyorum. yüreğimdeki kuşu salıyorum avlunun akçağaçlarına. tanıdık bahçe. güneş pencereleri yıkıyor. mahmur gözlerimi zor açık tutuyorum. ekrana doğru esniyorum, sanki esnemiyor da çaresizce fısıldıyorum makale kendi kendini yazsın diye. yavaşım. çok yavaş. bir sihir lazım.
—

“sizi size çağıran bir şeyden bahsediyorsunuz…”
“sizi size çağıran…”
– o benden fışkıran kendini ötekinde uyutmak isteyen o şey…
“arzunuza temas ettiğinizde…
….. kendinizle tanış…”
– benden güçlüsü içimde yaşıyoooooor…
naciye’ye koşmamak nasıl zorluyor, çatlıyorum adeta. bir şey, o şey, nesnesine ulaşmanın yolunu bulacak. beni yaşatan şey, o şey, beni öldürecek.
—

daha fazla dayanamıyorum… sessizliğin kucağında, sabahın pek erken saatlerinde, etraf christmas dinginliğindeyken… nabzım patlıyor… durduramıyorum. belki biri olsa? ah keşke biri olsa… keşke üstüme odayı kilitleyecek kadar üzerimde otorite kurabilecek biri olsa.
o şey, o bahsettiğim şey, odada patlasa öfkeli şimşeklerle. cam çerçeve inse, ağlasam hüngür hüngür bitap düşene kadar. ama gidemesem.
———-
———-
“ben galiba hayatım boyunca iki arada gidip gelicem.
kornişteki perde gibi, raydan çıkana dek.”
-kanat güner
II.

ve sana koşuyorum. evimize sevgilim. ıhlamur mevsimlerine. yüreğimde gergedan.
—

yarın uyanacağız
ve
bunların hiçbiri
olmamış gibi
davranacağız.
—

sabahla barışıyorum. dans ediyoruz. uçup buharlaşmaması için dua ediyorum. tebessüm yerleşiyor. duyargalarım oracıkta yoga yapıyor. duyusallaşıyorum. bağırsaklarıma kadar ev hissiyle doluyum. kahvenin tadı işte o zaman kahve.
—

virginia woolf kurmaya didindiğin o odadan sağ çıkamayacağını yazmış mıdır acaba? veya o odayı kaybettikten sonraki boşluğu?
yeni baştan nasıl başlanır?
—

bi reality var.
adı var, sanı var.
kaçıyorsun.
bi bakmışsın beş sene geçmiş…
arzun var.
iştahlı.
bi koku gibi belli belirsiz.
bi bakmışsın beş sene geçmiş.
ondan başka bi şey kalmamışsın…
—

tiktok’a vidyo çekiyorum.
sonra saatlerce onu izliyorum.
—

bir mücadele günlüğü
11.11.25
saat 10.00: uyanmamla çetin bir mücadele başlıyor. böğrümde kılıç seslerinin dövüştüğü bir savaş. benliğimin adeta arka plana çekildiğini gözlemliyorum. bu sünmüş çekişmenin nesnesi veyahut sahası haline gelmek beni öfke ve asabiyet tavında kavuruyor. hoşluk silindi sanki yeryüzünden.
saat 10.13: böğrüm yanıyor. isteksizlik, uykulu halime karışıyor. küllüğe bakıyorum. dün kalan dört beş tane sigara. uçlarını birbirine bağlasam, melodisi huylu japon pop şarkıları gibi gevşetirler beni. sabahımın stresini çözer, masa başına oturabilirim böylelikle.
baş ucumda duran suyu döküyorum. bir anda canlanan solucanlar gibi hareketleniyorlar. küllüğün ortasında yüzmeye başlıyorlar.
saat 11.43: geç vakte kadar uyumuşum…
saat 12.07: uyandıktan sonra telefona bakındım. kalktım etrafı toparladım. o sırada b. yazmış. laidak’a çağırıyor…
saat 16.16: “kan bağı hiçbir şey olmuyorsa dert oluyor” -a.
—

rüyamda ise kuvvetli bir imge vardı. döndük dolaştık yine oraya döndük gece boyu. kapalıçarşı… yıkılmış, enkaza dönmüştü. ben, mercan kapısı’nın hemen dışında kalmış, enkaza bakıyordum. düşün(e)meden hiçbir şeyi. imgenin düşünceyi ele geçirmesi. babam geldi aklıma. ne yapıyor acaba? aramaya çekiniyorum… ah baba iyisin umarım. üzülme diye söylemediklerim birikti yine.
—

evimdeyim,
güvendeyim.
bir tuhaf duygunun daha içindeyim.
serpilmiş dallarıyla boğazıma çökmüş bir veda duygusu bu.
tuttuğunu bırakamama korkusu.
yine de
evde olmanın verdiği güven
ve
tüm dünyayı mideye sığdırmış olmanın yorgunluğu,
huzurlu bir sakinlikle dolduruyor eski odamı.


Yorum bırakın